Forum İstanbul 2017 İkinci Gününde Önemli Konuşmacılarıyla Devam Ediyor

2017’in 16. yılında  alanında isim yapmış, çalışmalarıyla örnek teşkil eden konukları ikinci gününde de ağırlamaya devam ediyor.

‘Türkiye’nin Mali İhtiyaçları İçin Yeni Yollar ve Varlık Fonu’ oturumunun ardından ‘Finansal Sistemlerin Geleceği Nasıl Olacak’  oturumunda Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek bir konuşma gerçekleştrdi.

‘Forum İstanbul 2017’in ikinci gününün ‘ Türkiye’nin Mali İhtiyaçları İçin Yeni Yollar ve Türkiye Varlık Fonu’ başlıklı oturumunda ‘Türkiye Varlık Fonu’nun dünya örneklerine göre ne tür farklılıklar vardır?’ ‘Varlık fonunun sağlayacağı katkılar nelerdir?’, ‘Uluslararası yatırım fonları’, ‘Yatırım Fonları ve Yabancı Yatırım Uyuşmazlıklarında Tahkim’ gibi konuların cevapları arandı. 

Oturumda Türkiye Varlık Fonu Başkanı Mehmet Bostan, “Toplantının başlığı bizim için çok doğru. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın da dediği gibi 2023, 2053 ve 2071 vizyonları ekonomideki izdüşümü lokomotif haline getirecek. Türkiye Varlık Fonu geleceğini finansmanı olarak görülmektedir. Artık dünyada haberleşme teknolojisi ile ilerlediğini görüyoruz. Bu anlamda Türkiye Varlık fonu çok önemli bir konumda. Türkiye’nin yeni markaların ortaya çıkması, rekabetin daha çok yaşanması açısından büyük bir etkisi olacağı görüşündeyim. Varlık Fonlarına yatırımlar teknolojik yatırımlar ile birlikte önem kazandı” dedi.

Boğaziçi Ünversitesi, Vedat Akgiray, “Türkiye 10 bin dolar ile kişi başı milli gelirler sahip ve 11-12-13 milyon dolarlara gitmeyi amaçlıyor.Türkiye olarak doğru yolda olduğumuzu düşünüyorum. Ulusal yatırım açısından ortalama 20 trilyon dolarlık bir sektör büyüklüğünden bahsediyoruz. Sektörün büyümesi 2000 yılından sonra arttı ve büyümeye devam ediyor. Hisse senedinin altyapı yatırımlarında büyüme olacak öngörülüyor. Ulusal Varlık Fonu güzel işler yaparsa bu durum diğer sektörleri de ileri taşıyacaktır” dedi.

İstanbul Tahkim Merkezi, Danışma Kurulu Üyesi Muhammet Aksan, “Bizler yurt dışına gittiğimizde yatırımcıyı ülkemize getirirken bireysel güvenlik ve finansal güvenlik sağlamakla ilgileniyorduk. Türkiye Varlık Fonu’nun var olmasının uzun vadede çok yararlı olacağını düşünüyorum. Uluslararası arenada bir takım önlemler alınmış durumda. Son zamanlarda tahkim mahkemeleri güncellendi ve yenilendi.
Bu durumda hem yatırımcıya hem de kendimize güvenli alanlar yaratmalıyız. Hem yatırımcı hem de kendimiz için  özel tahkim gündemlerini ön plana çıkarmamız gerekiyor. 
Hukuk güvenliğini sağlayamıyoruz bu yüzden yatırımcıyı da çekemiyoruz. Hukuk güvenliğinin mutlaka vermek gerekiyor” dedi.

QT Holding, Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Prof. Abdullatif Al Meer, “Türkiye’deki  taşınmam 30 yıl öncesine dayanıyor. Türkiye canlı, Avrupalı, Asyalı, Müslüman ve genç bir ülke. Bugün nerede olduğumuza bakacak olursak, Türkiye’nin sanayi, ekonomi ve turizmi geçmiş dönemde bu kadar iyi değildi. Finansal açıdan baktığımızda dünyada finans ve sermaye herkesin sorunu. Güncel sıralamaya bakıldığında, Dünya’da 16. sırada yer alan bir Türkiye’den bahsediyoruz.  Türkiye şirketleri altyapısal, inşaat enerji ve elektrik konusunda neredeyse şu an başabaş hareket ediyor. Avurpa’da bir düşüş varken Türkiye’de bir ileri gidiş söz konusu” dedi.

EBRD Türkiye Yönetici Direktörü Jean Patrick Marquet, “EBRD olarak Türkiye’de 9 milyar Euro yatırım yapmış bulunuyoruz. Bu yatırımın 2 milyar Euro’su yapmış olduğumuz yeni yatırımları kapsıyor.  Türkiye Varlık Fonu  ile yapacağımız çalışmayı önemsiyoruz. Aslında farklı alanlarda da aynı amaçlar da katılım sağlamak istiyoruz. Hedefimiz Türkiye’deki şirketlerin yönetimine, girişimci olmalarına ve rekabette ön almalarına yardımcı olmak. Bu yüzden Türkiye Varlık Fonu bizim için önemli bir partner” dedi.

Albaraka Gayrimenkul Portföy Yönetimi, Genel Müdürü Muhammed Emin Özer, “Sermaye piyasasında yeni ürünler çıkıyorsa, yeni kanunun imkan sağladğı bakış açısı ile ortaya çıkmaktadır. Yeni kanun ile hızlı bir menkul kıymetleştirme süreci de başladı.Dünyaki ilk 5 büyük varlık fonuna bakıldığında dört tanesi petrol geliri olan bir tanesi de ticaret fazlası olan ülke. Listenin ilk sırasında  900 küsür milyar hisse senedi olan Norveç yer alıyor.  Çin örneğine baktığımızda 813 milyarlık bir büyüme var. Bunun arkasından Abu Dabi, Suudi Arabistan geliyor” dedi. 

Koteder Yönetim Kurulu Üyesi Sevdil Yıldırım, “Türkiye Varlık Fonu alışılagelmiş ülkelere göre daha farklı bir durumda. Bu açıdan kurumsal yönetişimin de büyük bir önemi bulunmaktadır. Dünya bildiğimiz üzere oldukça karmaşık bir dönemden geçiyor. Piyasalarda belirsizlilk çok yüksek. Piyasada belirsizlilkler azaldığı zaman, finansallar hizlıca değişmektedir. Herşey hızlıca değişiyor ama sermaye piyasalarında değişmeyen en önemli unsur güven. Uzun vadeli yatırımlara finansman sağlamak açısından güven çok önemli. Bu yüzden Türkiye Varlık Fonu çok kıymetli” dedi.

Forum İstanbul’un ikinci günü ‘Finansal Sistemlerin Geleceği Nasıl Olacak” başlıklı  ikinci oturumda ‘Küresel bankacılık  görünümü’ ‘ Banka performanslarının uluslararası çapta değerlendirilmesi’ ‘Dijital finansal sistemin istikrarı, ‘ Fintech ve insuretech modelleri’, ‘Finansal teknolojilerde etkin güvenlik hizmetleri’ ‘Mobil ödeme sistemleri’ gibi  konular ele alındı. 

Forum İstanbul 2017 Konferansı’nın ikinci gününden konuşma yapan Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, “Küresel ekonomide gelişmekte olan ve gelişen ülkelerin PMI’na bakıldığında bir toparlanma söz konusu. Bu sene için %3,5’lik, gelecek sene için ise %6 iyi bir rakam. Avrupa için gelecekteki öngörü büyümenin ivme kazanacağı. Çok net bir şekilde PMI – büyüme tahmini yukarı yönlü. Geçen seneye bakıldığında, küresel ticaret %2,5’a düşmüştü bu sene ise %4. Küresel enflasyona bakıldığında bir kıpırdama var. Fakat önemli bir risk olarak karşımıza çıkmıyor. Dünyada ciddi bir gelir adaletsizliği ve bunun getirdiği bir popülizm söz konusu. Gelişmekte olan ülkelere olan fon akışı son zamanlarda hızlanmış durumda. Küresel borçluluk oranlarına bakıldığında ise hem gelişmiş ülkelerde hem de gelişmekte olan ülkelerde muazzam bir durum var”.

Türkiye’nin orta ve uzun vadede finansal büyümenin hızlanacağını belirten Şimşek, “Reel olarak sabit kişi başı geliri 1.8 kar artmış durumda. Türkiye’de aslında göstergeler büyümenin hızlanacağını gösteriyor. Piyasada bir normalleşme, bir iyimserlik var. Bizler ihracata çok büyük destekler veriyoruz. Desteklerimiz 3 kat attı. İhracat yapanlara resmi pasaport imkânı sunuyoruz. Turquality programına ise devam ediyoruz” dedi.

Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, “Küresel krizin ardından 10 yıl bir zaman geçti. Halen tam olarak bir toparlanmaktan söz etmek zor. Ekonomik büyümenin, güçlü, sürdürülebilir, dengeli ve kapsayıcı olması önemlidir. Maliye politikalarının büyümeyi kapsayıcı şekilde artırması önem arz etmektedir. Küresel ekonomide toparlanmanın başladığı bu günlerden küresel standardalar gevşemeye gitmemek finansal açıdan önem arz etmektedir Finansal hizmetler alaınında hızlı bir dijitalleşme dikkaet çekmektedir.  Önümüzdeki dönemde bankacılık sektörü dijiltalleşmede daha fazla rekabet içerisine girecektir. Kritik husus güçlü bir denetleme sistemini de ortaya koymaktır” dedi.

Burgan Bank, Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet N. Erten, “2016’nın son çeyreğinde 300 bankacıya sorulduğunda sadece %12’si performans ve karlılığın daha iyiye gideceğini düşünmüş. Sektörda daima sermayeye ihtiyaç var. Bu bir gerçek. Sektörel oyuncu olarak bizlerin sadece gelir tarafında yukarıya doğru büyümeyi ve gelişmeyi sağlamak kadar, giderlerin kontrolünde tasarrufa yönelik çalışmaların da yapılması gerekmektedir” dedi.

TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici, “Bazı yatırımcılar, yalnızca bizim sektörümüzde değil, maruz kaldıkları sorunlar ile piyasadan ayrıldılar. Sermaye getirilerine baktığınızda Türkiye’de durum hala iyi. Bu da hala yabancının ilgisini çekmektedir. Bölgenin en güçlü altyapısı bizde. Bu durum sermaye çekmemize de yardımcı olacaktır. Türkiye bütünsel bir yaklaşımla kendi hikayesini anlattığı sürece ben sorun kalacağını düşünmüyorum” dedi.

Vakıf Katılım Yönetim Kurulu Başkanı Öztürk Oran, “Dünyada 2 trilyon dolar katılım bankacılık payı bulunmaktadır. Katılım bankaları bu ülkenin özüne uygun bir disiplin. Belli bir kesimin bankaya gitmediğini düşündüğümüzde katılım bankaları bu ülkenin büyümesine katkı sağladı. 2023 hedefince katılım bankaları 180-200 mevduat ile 300 milyarlık aktif bir büyüme hedefliyor. Umarım bu büyümeyi içeriden ve dışarıdan gerçekleşitirerek bu ülkenin büyümesine katkı sağlarız” dedi.

Türkiye İş Bankası, Yönetim Kurulu Başkanı Ersin Özince, “Türkiye’de bugün bankacılık sektöründeki çalışmalarımızdan dolayı övünmeliyiz. Ülke ekonomisinin beklentilerine cevap vemek için önce sermayeye sonrada kaynağa ihtiyacımız var. Bana göre, bankacılık sektörünün dış kaynağı döviz üzerinden fazlalıkla kullanması bizleri bir açmaza götürüyor. Müşteri ve teknolojiden önce bankacılık sektörümüzün öncelikli olarak sermayeye ihtiyacı var” dedi.

STRATEJİK
PARTNERLER
YÜZYIL
SPONSORLARI
AKILLI ŞEHİRLER
SPONSORU
Destekleriyle
TEKNOLOJİ
SPONSORLARI
Organizasyon

Bizi Takip Edin
© 2016 Forum İstanbul. Tüm Hakları Saklıdır.